Güncel

İçimizdeki değişim…

Değişimi yaratabilmek dedi birisi, Düşünsene, insan hem kendi hem de doğayla barışacak, evrenle olan rabıtasının farkına varacak, insanlara ve diğer yaratıklara hoşgörü gösterecek nihayet zihinsel çözülmeye uğramadan acıya tahammül gösterecek. 

Dedim ki, insanoğlu aciz, ölüm mukadder tamahkarlık yaraya merhem değil. Ah illaki o yurtsuzluk duygusu yok mu peşimizi bırakmıyor. Aldığımız onca eşyaya biriktirdiklerimize bakın hala ne kadar korunmasız ve zavallıyız.

Kendi hüzünlerimdeyim. Soran olursa, evet kendi hüznümde. Hüzün, değişimin bir işareti gibi girdi içime çok çok uzun zamandır. Hüzün, aslında olduğumuz yerden olmak istediğimiz yere ilerlerken yaşadığımız sürecin bir parçası. Garipsememeli onu. Tersine kucaklamalı.

Büyüme sürecinin bir kısmı kendimizi dinlemektir. Rahatsızlık, çoğunlukla yaşamlarımızda, ilişkilerimizde, alışkanlıklarımızda, işimizde, tavır ve davranışlarımızda değişiklik yapmamız gerektiğinin mesajıdır.

Acı değişimi harekete geçirecektir. Üzgün, mutsuz ya da kırgın olmak dikkatli baktığımızda olumlu olabilir. Rahatsızlıklara direnmek yerine, onları bir öğrenme süreci olarak değerlendirebiliriz.

Ahmet Haşim, melali anlamayan nesle aşina değiliz der. Melal, içe bakıştır. Bu içe bakış yolculuğu, kişiyi zenginleştirir. Bu da hüzünsüz olmuyor maalesef. Hüzün, bizi iç dünyamızın daha önce keşfetmediğimiz ayrıntılarıyla buluşturur. O bizim tanrı misafirimizdir. Misafire hürmet ise, geleneğimizin bir parçası.

Belki, bu biraz da bireymerkezci ve maddeci yönelimlerden arınabilmekle mümkün olabilir. Gerçekten içe bakış yolculuğuna cesaret etmek, sevmenin ön koşul olduğu manevi disiplinlinlere de açık olmak demek. Kendini açmalı ki ruhunun susuzluğu dinebilsin.

Bende ne olduysa tam bu noktada tezahür etti. Tasavvufun merhameti ön koşul alan öğretisi ruhsal sıkıntıma çare oldu.

İncinmemek ve incitmemekten yola çıkan ve gönüller yapmaya geldim diyen bu zengin öğretinin, mutluluğu tüketmekte arayan, bunalmış insana söyleyeceği çok şey var.

İnsanın en temel meselesinin olgunlaşma serüveni olduğunu söyleyerek, bizi içimizde saklı duran olgun insanı *insan’ı kamil* açığa çıkarmaya davet ediyor.

Bütün kadim öğretilerde olduğu gibi tasavvufta da hayat bir yolculuk olarak resmediliyor.

Değişmek için, sabahın en erken saatinde yola çıkmanın serinliğine davet ediyorum seni. Bilirsin yola çıkmak, ruhun sızısına şifa aramak.

Beni çok düşündüren ah hep düşündüren bir sufi sözü der ki,

*Her arayan bulamaz ancak bulanlar, yalnızca arayanlardır.*

 

Nil Konyalılar

 
     
 
Kurumların kendi temelinde yatan özünü keşfedebilmeleri,gelişimleri için; Arche Danışmanlık olarak, özgün çözümlerle, optimum maliyet ve süre ile fikirlerini hayata geçirmeyi sağlıyoruz..
 
 
© Copyright 2014 Arche İnsan Kaynakları Yönetim ve Eğitim Danışmanlığı Ltd. Şti., All Rights Reserved.
Designed by nosample solutions
Bizi Takip Edin: